"MÜMİNLER SÜREKLİ BERABER OLMAK ZORUNDALAR MI? İNSAN KENDİ BAŞINA DİN AHLAKINI YAŞAYAMAZ MI?”       

İnsan, İslam dinini yaşamaya başladıktan sonra, hareket ve davranışlarını Kuran ahlakına uygun şekilde düzenlemelidir. Dolayısıyla, din ahlakının tek başına yaşanıp yaşanamayacağı sorusunun cevabı da bize ancak Kuran'da verilir.


Kuran'da müminlerin birlikte bulunmaları, birbirlerine destek ve yardımcı olmaları, birbirlerini kollayıp gözetmeleri gerektiği sık sık hatırlatılır. Ayetlerde şöyle buyrulmaktadır:

Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah'ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı ve siz O'nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz tam ateş çukurunun kıyısındayken oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye Allah size ayetlerini böyle açıklar. (Al-i İmran Suresi, 103)

Şüphesiz Allah Kendi yolunda sanki birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak çarpışanları sever. (Saff Suresi, 4)
Sen de sabah akşam O'nun rızasını isteyerek Rablerine dua edenlerle birlikte sabret. Dünya hayatının (aldatıcı) süsünü isteyerek gözlerini onlardan kaydırma... (Kehf Suresi, 28)

Görüldüğü gibi, ayette geçen "gözlerini onlardan kaydırma" ifadesiyle, ayrı yaşamak zaten söz konusu edilmemekte, birlikteyken bile müminlerin birbirine düşkün olmaları gerektiği vurgulanmaktadır. Başka bir ayette de Peygamberimiz (sav)'in müminlere karşı olan düşkünlüğü belirtilir ki, gerçek bir Müslümanın örnek alması gereken ruh hali budur. Konuyla ilgili olarak Tevbe Suresi'nde şöyle buyrulmaktadır:

Andolsun size, içinizden sıkıntıya düşmeniz O'nun gücüne giden, size pek düşkün, mü'minlere şefkatli ve esirgeyici olan bir elçi gelmiştir. (Tevbe Suresi, 128)

Bu ayetlerden de anlaşıldığı gibi din ahlakının tek başına yaşanması gibi bir model söz konusu değildir. "Ben dini tek başıma da yaşarım" diyen bir kimse bu düşüncesiyle hatalı bir din anlayışı geliştirmiştir. Böyle bir din anlayışı Kuran'da yer almaz.

Aksine baştan beri belirttiğimiz gibi inananlar birbirlerine iyiliği emredip kötülükten men etmekle, insanları doğruya davet etmekle yükümlüdürler. Bunu da bir insanın yalnız başına yapamayacağı açıktır.

Ayrıca İslam'ın temeli sevgi üzerine kuruludur. Allah müminlerin kalbine diğer müminlere karşı bir sevgi bağı koymuştur. Mümin önce Allah'ı, ondan sonra da Kuran ahlakını yaşayan insanları sever. Aralarında Allah'ın rızasına dayalı böyle bir sevgi bağı bulunan, aynı güzel ahlakı yaşayan, sonsuza kadar birlikte olmaya niyet etmiş insanların ayrı kalmaya, farklı uğraşlar içinde olmaya razı olmaları düşünülemez.

Böyle bir düşünce insandaki gerçek sevginin eksikliğini, bu da imanındaki noksanlığı gösterir. Oysa ayette bildirildiği gibi, "Mü'minler ancak kardeştirler"... (Hucurat Suresi, 10) ve kardeşler arasında ayrılık olmaz.